Ana Sayfa

İŞİTME ENGELLİLER VE YÜKSEK ÖĞRETİM TOPLANTI SONUÇLARI

İŞİTME ENGELLİLER VE YÜKSEK ÖĞRETİM

İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencisi işitme engelli gençlerin daha
rahat eğitim görmelerini sağlayacak "e-işit" adlı proje hazırlandığı
bildirildi. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi
Radyo-Televizyon-Sinema Bölümü Başkanı Prof. Dr. Neşe Kars, her
bireyin eşit olduğu bir yükseköğretim dilediklerini vurgulayarak, 21.
yüzyılda hala engellilerin sorunlarını konuşuyor olmanın, G-20
zirvesine katılan bir ülke için büyük ayıp olduğunu söyledi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Özürlüler Araştırma ve Uygulama Merkezi
tarafından düzenlenen "Engelsiz İstanbul Üniversitesi" konulu
sempozyumda, yükseköğrenim gören engelli öğrencilerin yaşadığı
sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı.

İşitme engellilerin yükseköğrenim olanaklarının geliştirilmesi ve
desteklenmesi için elektronik materyal hazırlanması "e-işit"
projesinin sonuç raporu açıklandı. İstanbul Üniversitesi Doktora
Salonu'nda gerçekleştirilen sempozyum, engelli öğrencilerin yaşam
kalitesinin arttırılması için umut ışığı doğurdu.

İÜ Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'ndan
Prof. Dr. Nurten Eskiyurt, sempozyumun moderatörlüğünü yaptı.
Sempozyumda konuşan İÜ Özürlüler Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü
Prof. Dr. Resa Aydın, engelli bireylerin gelişmiş ülkelerde eğitim ve
sağlık alanında engelsiz vatandaşlarla aynı olanaklara sahip olduğunu
belirtti. Aydın, engelli bireylerin eğitim aldığı takdirde kendilerine
bir yol çizdiklerini ve o doğrultuda çaba harcadıklarını vurguladı.

Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu Başkanı Ercüment
Tanrıverdi ise engelli bireylerin dünyaya bakış açılarının farklı
olmasının toplum tarafından ötekileştirmeye neden olduğunu söyledi. Bu
kaynaşmayı sağlayan en önemli kurumlardan birinin sivil toplum
kuruluşları olduğunu vurgulayan Tanrıverdi, "Her eylül ayında yeni bir
nesil kaybı yaşıyoruz" dedi.

Tanrıverdi, toplumun bu konuda bilinçlenmesi için devlete, basına ve
sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düştüğünü dile getirdi.

İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ana Bilim
Dalı'ndan Prof. Dr. Aydan Oral başkanlığında "Türkiye'de İşitme
Engelli Olmak" konulu bir oturumda ise işitme engelli öğrencilerin
sorunlarını dile getireceği bir platforma oluştu.

Dar gelirli bir ailesi olduğunu belirten işitme engelli 8.sınıf
öğrencisi Deniz Ham, işitme engelliler okuluna geç gitmenin yarattığı
sorunlara ilişkin düşüncelerini dile getirdi. İşaret dili kelime
haznesi sınırlı olan Ham, güler yüzü ile davetlileri iletişim kurarken
hiç zorlamadı.

Doğuştan işitme engelli lise mezunu Samet Demirtaş ise eğitim hayatı
boyunca normal bir okulun işitme engelliler sınıfında dahi sıkıntı
yaşadıklarını belirtti. Akıcı bir eğitimden geçemediklerini belirten
Demirtaş, işaret dilinin yaygın olduğu bir sistemde eğitim almaları
durumunda yaşama daha kolay uyum sağlayabileceklarini söyledi.
Demirtaş, işitme engelliler sınıfında okurken tercüman istediklerinde,
"Parasını verin gelsin" yanıtını aldıklarını söyledi.

Anadolu Üniversitesi Engelliler Entegre Yüksekokulu Grafik Sanatları
Bölümü mezunu Koray Çivril ise kendini geliştirmenin ve başarısızlığı
kabul etmemenin önemine değindi. Çivril, "Üniversite sınavına girerken
bana bilmediğin soruları boş bırak demediler, okulda diğer öğrenciler
tarafından dışlanırdık ve işaret dili de yasaktı. Fakat ben
başarısızlığı kabul etmedim ve yeteneğimin peşinden gittim" dedi.

'Engellileri ötekileştirmek yerine toplumla kaynaştırmalıyız'

İstanbul Barosu Engelli Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Güler Polat
ise eğitimde işitme engelli öğrencilerin yasal haklarının sınırlarının
devlet tarafından belirlenmediğini vurguladı. Polat, engelli
bireylerin okullarını bir şekilde bitirdiklerini ancak toplum içinde
eşit haklara sahip olamadıklarını söyledi. Ayrımcılığın engelli
bireyleri topluma entegre etmek yolunda büyük bir engel oluşturduğunu
kaydeden Polat, "Engelli eğitimi, örgün eğitimde makul uyumlaştırma
ile yayılan bir sistem olmalıdır" diye konuştu.

'Spreadthesign' Projesi Türkiye Sorumlusu Gökhan Kaya ise İşaret
dilini yaygınlaştırma adına hayata geçirdikleri 'Spreadthesign'
Projesi ile ilgili bilgi verdi. Projeyle, farklı ülkelerin işaret
dillerini tek bir havuzda topladıklarını vurgulayan Kaya, evrensel bir
işaret dili oluşturarak internet üzerinden yaygınlaştırmayı
amaçladıklarını söyledi.

Kaya, projenin iş yaşamına hazırlık için mesleki işaret dilini
bireylere kazandırmak, yurtdışında çalışacak işitme engelli bireylerin
işaret diline yabancılık çekmelerini önlemek gibi amaçları olduğunu
kaydetti. Kaya, bugüne kadar yapılmış en büyük işaret dili literatür
çalışması ile engelli bireylere mesleki terimler içeren dil beceresi
kazandırdıklarını belirtti.

Türk işaret dilinin tarihçesi, nörobiyolojisi ve eğitimdeki yerine
ilişkin bilgiler veren Boğaziçi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi
Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sumru
Özsöy, işitme engellilerin diğer bireylere göre farklı fakat eksik
olmadıklarını ifade etti.

İşaret dilinin eğitim hayatı içinde 5 yıldır kullanıldığını vurgulayan
Özsoy, bu uygulamanın başarıya yol açtığını fakat 60 yıllık bir geç
kalınmışlık olduğunu söyledi. Okuma yazma sorunları olmayan, işitme
kalıntılarını doğru olarak kullanabilen bireyler yetiştirmeyi
hedeflediklerini kaydeden Özsoy, bilgi girdisinin niteliği ve
niceliğinin işitme duyusuna bağlı olduğunu söyledi. Özsoy, ancak bunun
işaret diliyle de çözülebileceğini dile getirdi.

Sempozyumda, 'İşitme Engellilerin Yükseköğrenim Olanaklarının
Geliştirilmesi Ve Desteklenmesi İçin Elektronik Materyal Hazırlanması
(E-İşit) Projesi" rapor sonuçları da açıklandı.

Gazi Üniversitesi KBB Anabilim Dalı Odyoloji Bölüm Başkanı ve E-işit
Proje Koordinatörü Yusuf Kemaloğlu, rapor hazırlarken izledikleri yola
ve çözüm önerilerine değindi. Çalışmalarını soruların işaret dili ile
aktarıldığı anketlerin lise ve üniversite öğrencilerine dağıtılarak
başladığını dile getiren Kemaloğlu, anket sonuçlarına göre işitme
engelli bireylerin eğitimine yönelik çözüm önerilerini şöyle açıkladı:

"Özel eğitim gereksinimi olan bireylere özel müfredat hazırlanmalı.
İşaret dilinde üniversite hazırlık kursları hazırlanarak eğitim
sürecinde işaret dili tercümanı öğrencilere yardımcı olmalı. İşitme
engelli bireylere ders notlarının temini sağlanmalı ya da derslerde
not alıcı öğrencilerin yardımı alınmalıdır"

Kemaloğlı, çözümün ilk adımının, Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye
İşitme ve Konuşma Rehabilitasyon Vakfı tarafından Türk işaret dili
eğitim programı hazırlanarak ilk-orta öğretim kurumlarına tercüman
temin etmek olduğunu vurguladı.

'İletişim kurabilmek, iletişim yollarını öğrenmekten geçiyor'

Panelin tartışma bölümünde moderatörlük görevini üstlenen İstanbul
Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon-Sinema Bölümü Başkanı
Prof. Dr. Neşe Kars, her bireyin eşit olduğu bir yükseköğretim
dilediklerini vurgulayarak, 21. yüzyılda hala engellilerin sorunlarını
konuşuyor olmanın, G-20 zirvesine katılan bir ülke için büyük ayıp
olduğunu söyledi.

"Amacımız yeni fikirlere açık bir ortam yaratmak" diyen Kars, en büyük
sorumluluğun ise öğretmenlere düştüğünü kaydetti. Kars, Milli Eğitim
Bakanlığı tarafından işaret dili kullanımının yasaklanmasının ardından
bütün eğitimcilerin büyük çaba harcadıklarını vurguladı. Eğitimcileri
çabalarından dolayı kutlayan Kars, iletişim kurabilmenin iletişim
yollarını öğrenmekten geçtiğini ve bu eğitimin de öğretmenlerin
çabaları sonucu ortaya çıktığını söyledi.

••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••••

MİLLİ EĞİTİMİN ENGELLİ MEMUR HAKKINDA

Değerli Arkadaşlar.
Sizlerle çok önemli bir konuyu paylaşmak istiyorum.Türkiye İşitme Engelliler Derneği Genel Merkezi olarak tüm işitme engellilerin gerek eğitim gerek de istihdamda karşılaştığı sorunlarına çözüm bulmak amacıyla gerek yönetim ve komiteler büyük bir özveriyle çalışmaktadırlar.Bizler üzerimize düşen görevlerimizi en iyi şekilde işitme engellilerin hakettiği yere gelmeleri konusunda ne yapılması gerekiyorsa her zaman bunun mücadelesini vereceğiz.
Sizlerin de bildiği gibi MEB alacağı 5.000 engellilerden 4.000 bini memur olacaktır.Fakat bu sınavların artık adil ve eşit bir şekilde yapılması için derneğimiz bu konuda büyük bir girişim başlatmıştır.bu sınavlar da tüm engelli gruplarla aynı şekilde sınava tabii tutulup atamlar yapılacaktı.Fakat bunun adil olmadığını gösterebilmek için ilgili tüm kurum ve kuruluşlara gereken tepkimizi ortaya koyduk.Büyük bir zaferi elde ettiğimizi açıklamak istiyorum.Bu sınavda uygulanacak sistemi aynen yazısını da sizlere göstererek paylaşmak isterim.

TÜRKİYE İŞİTME ENGELLİLER DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

20/04/2010 tarihli ve 179419 sayılı Başbakanlık Bilgi Edinme Başvurunuzla ilgili olarak,

1- Öğretmen, memur ve hizmetli adayların öğrenim durumları ve işitme ve/veya dil ve konuşma ile zihinsel özürlüler için öğrenme ve algılama düzeyleri ile dil gelişimleri ve sözel iletişim güçlükleri göz önünde bulundurularak sınav sorularının ayrı ayrı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü ve Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanması sağlanacaktır.

2- Kimlerin öğretmen olarak alınacağı MEB Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 80 sayılı Kararı ve eki çizelgeye göre yapılmaktadır.

Bilgilerinize.

Arkadaşlar bu yazı bizler için büyük bir zaferdir.Artık bir Boğaziçi üniversite mezunu bir engelliyle aynı sınava değil, artık herkes kendi engelli gruplarına göre ve sorular ona göre yapılacaktır.Bu yüzden işitme engelli kardeşlerimizden şunu rica ediyorum. Bu iş torpil, ben yapamam, biz diğer engellilerle yarışamayız vs cümlelerle kendinizi yıpratmayın. Bu sizler için büyük zaferdir.Unutmayın sınav tarihi de 4 temmuz olarak açıklanmıştır.Saygılarımla.

Türkiye İşitme Engelliler Derneği
Genel Merkezi
Eğtimi Komitesi Bşk
Namık TOPÇU